Genel

Günlük

  • 18 Mayıs 2017

Bu gün 18 Mayıs 2017 günlüğümün ilk günü uzun zamandır aklımdan gönlümden geçenleri yazmak istiyorum. Öncelikle 21 Mayıs’ta kızımın nişanı olacağından dolayı çok mesudum inşallah her iki aile için en hayırlısı olur. Bu arada sanat sokağımızda sokak sergisi etkinliğimiz oldu ve liseli bir çok grup geldi ve sordukları tek şey;

Bunu bunu bunu ne kadar sürede yaptınız oldu şaşırdım 16-18 yaş grubu gençler

zaman sizin için çok mu önemli dedim evet dediler. 24 saatiniz nasıl geçiyor dedim Uyku- Yemek- Sosyal Medya

ÜZÜLDÜM….

19 Mayıs

Cumhuriyeti siz kurdunuz bize sadece ona sahip çıkacağız. Son zamanlarda bazı arkadaşlar bir osmanlı hayranlığı oluştu bildikleri 3 padişah Yavuz, Fatih ve Süleyman ama arkadaşım bilmediğin 33 padişah daha var bunlarda bu 3 padişahın kazandıklarını yediler yedirdiler hatta borçlandılar. Unutma Cumhuriyet kurulduğunda yıllarca İngilizlere altın borcu ödedik.

Osmanlı doğruları ve yanlışları ile bizim geçmişimizdir 1922 deki son halini gözünüzde canlandırın ve düşünün,

İnancım odur ki hiç bir soy diğerlerinden üstün yaratılmamıştır bu yüzden saltanatlık asla kabul edilemez. Halifelik kaldırılmasına gelince Peygamberimiz halifeliği kendinden sonra en değerlisi amca oğlu ve damadı Hz.Ali efendimize bırakırdı. Yani anlayacağınız hem Saltanat hemde Halifelik 21.asırda asla yeri olamayacak aklın ve mantığın kabul edemeyeceği bir durumdur. YAŞASIN CUMHURİYET

20 Mayıs

Bu gün kuzumun söz ve nişanını yaptık aileyi büyüttük bir oğlumuz oldu adı Barış.

Bir kere daha anladımki her şey insanla yapılıyor hem bizim taraftan hemde dünürümüz tarafından dayılar teyzeler halalar amcalar kuzenler gelerek nişanımızı şereflendirdiler MUTLUYUZ.

25 Mayıs

Gündüzü Cuma akşamı Teravih gecesi sahur ertesi günü ramazan olan bir gün.

Artık tarih atmayacağım aylardan Haziran daha yaz gelmedi sanki nisan ayını yaşıyoruz çok şükür yağmur var neredeyse hergün.

Çevreme bakıyorum herkes de bir açgözlülük var herkes her şey benim olsun en çok ben kazanayım derdinde tabi istisnalar hariç ama genelimizde bu var bir evimiz varken yetinmeyip bir sürü borca girip yeni yeni evler arabalar alıyoruz aslında sahip olduğumuz her şeyin %100 nü kullanamadan göçüp gidiyoruz. Düşünün 5 odalı bir eviniz olsa benim var 🙂 ne kadarı size hizmet eder düşünün o size değil siz ona hizmet ederseniz her hafta köşe bucak temizlik 2-3 yılda bir boya bir o kadar eşya boş kalmasın gelene gidene ayıp olur yada bilmem kaç GB hafızalı ve son model işlemcili telefon yada bilgisayar eee ne yapacağız sadece alo diyoruz ve facebooka giriyoruz yada oyun oynuyoruz yani bu özelliklerin %30unu bile kullanamadan hayatımız gibi eskiyip gidiyor…

Çocuk

Geçenlerde metrodayım çocuklu bir aile geldi delikanlı 6 yaşlarında, mahçup bir anne ve umursamaz baba. Metro olağan kalabalıkta çocuk ordusuyla intikal etmiş gibi gürültü çıkarıyor ilk bulduğu yere ayakları ile çıkacak çevreyi seyredecek sanki trene binmiş gibi çok konuşuyor çok hareket ediyor yanındakileri huzursuz ediyor ve şımarıyor anne biraz kaygılı baba umursamaz gözüküyor…

Karşısında oturuyorum ve ilk başta yanında oturmadığım için şanslı hissediyorum kendimi ve daha da fazlasını istiyorum başka bir vagonda olmak yada çocuğun orada olmaması…

Sonra düşündüm ve çocuk oldum belli ki geç gelmiş bir çocuk aile için tüp olabilir yani en kıymetli o çoçuk bu tür bir hareketi belkide yaşamı boyunca bir daha yapamayacak bizim onu görmezden gelmemiz gerektiğini onun orada o an için öncelikli bir birey olduğu gerçeğini düşündüm. Evet bizim çocuk ve çevremde gördüğüm çoğu çocuk aynı şımarıklığı yapmıyordu olsun bu da diğerleri gibi farklı bir bireydi yani bizim o ana kadar tanışmadığımız.

Sonra çocuğu sevdim başta nefret etmiştim onu ötekileştirmiştim sonra onu öylece kabul ettim hatta kendim o oldum ve orada onun haklarının öncelikli olması gerektiğini düşününce ona saygı duydum.

Uzun zaman oldu yazmayalı not aldım inşallah kaleme alacağım yazdığım notları konuları..
Ülke gidişatı berbat ülkeyi yönetenler tek irade doğrultusunda hata üzerine hata yapıyorlar uzun süreli yönetim bu ülkeye fazla geliyor eğitimden dış siyasete her şey bozuk bilinçli mi yoksa hata mı bunu zaman gösterecek. Bu TEOG’u inanın ben getirmedim bilesiniz.
Hanım çok istediği Hac görevine gitti geldi çok şükür yüzünde beyninde gönlünde değişimler var mutlu ve huzurlu inşallah daim olur kız mutlu çok şükür bende mutluyum çok şükür…
Atölyeyi eşit bir şekilde böldük ve ben Ahşap Baba olarak biraz daha sağlam basıyorum yere düzeni kurdum yeni yeni öğrenciler ve insanlar ile tanışıp fikir alışverişi yapıyorum üretmek güzel paylaşmak güzel inşallah bu böyle devam eder.
Evi taşıyacağım biraz düşündürüyor mesafe uzak git gel biraz yoracak toplu ulaşımı kullanacağım bisiklet çok iyiydi bakalım ne olup bitecek zaman gösterecek. 29.09.2017
Bugün 9 ekim akşam eve gelirken incesu girişi Ahmetler postanesi önü 2 trafik polisi akşam mesaisi yapıyor malum incesu pazarı var yol tıkanıyor polislerde görevlendirilmiş trafiği rahatlatmak görevi ama polisler gergin trafik ne yaparsan yap rahatlamıyor. Polis geliş istikametine dur çekerek dönüşte olanlara yol verecek bir servis otobüsü dinlemiyor ve devam ediyor polis çok kızıyor ve uçan tekme sallıyor otobüsün yan tarafına otobüs devam polis küfrediyor şaka gibi şoför kaçarcasına uzaklaşıyor kendi küfür arabası tekme yememiş gibi işte benim ülkemin son hali.
Olay o kadar vahim ki kural tanımayan şoför yetkisini uçan tekme ile gösteren polis, polisin bu kaba hareketini sineye çeken gurursuz insanlar tamamen hukukun yerle bir edildiği toplum olduk çok üzücü balık baştan kokar hesabı bizi yönetenlerde hukuku hiçe sayıp önce çiğneyelim sonra değiştiririz taktiği ile bizi yönetmiyorlar mı? Bugün ABD ile küstük vize başvurularını askıya aldı keşke bizde ülkemizdeki ABD üslerini askıya alsak biraz zor ama imkansız değil.
Nevzat Özbay’ın insanlık heykeli atölyedeki en yaratıcı eser oldu çünkü içinde hepimiz vardık ve herkes kendini bir nebze de olsa orada görüyor du ve anlatımından büyük zevk alıyordum.
İlkel atamız elleri üzerinde doğrulmaya çalışıyor amacı ellerini boşa çıkartıp yaşamına artı bir değer katmak emek kavramını geliştirmek. Kalkıyor ve elleri ile çevredeki ağaçlardan meyveler topluyor çevredeki hayvanları ehlileştirip onları kendisine yük ve ulaşım aracı yapıyor yani kendisi için artı bir değer oluşturuyor. Daha sonra bunlar ile de yetinmeyip yerleşik düzene geçiyor yaşantısının kalitesini arttırıyor tarım ile geçinip mutlu huzurlu bir yaşam sürerken bir insanoğlu buharlı makineyi keşfediyor ve makineleşme başlıyor. Burada insanlık büyük bir yara alıyor çünkü makina ile kapitalist düzen kendini gösteriyor. Makinalar ortaya çıkınca enerji ihtiyacı fazlalaşıyor ve petrol kavramı buna bağlı sermaye oluşumları ortaya çıkar sermaye kefenin bir tarafında diğer kefe insan dolu ama denge hiçi tarihte eşitlenmiyor ve eşitlenmeyecek. Derken bir uzay merakı başlar asıl amaç hizmet ettiğimiz Sermaye gruplarına yeni bir dünya arayışıdır bulunursa belki de bulundu biz maalesef gidemeyeceğiz. onlar gidecek çünkü Dünya her geçen gün kötüye gidiyor. Biz burada aklımızı yitirdik hikayemizi kendimiz yazıp oynarken şimdi hikayeyi başkaları yazıp bize oynatıyorlar ve biz hem çoğalıp hemde teknoloji kavramına kul köle edilip robotlaştırırdık. Çoğaldık ve küçüldük kendimizi yarı açık cezaevi dediğimiz yüksek katlı evlere hapsettik akıllanmadık gene çoğaldık başkaları için artı değerlerler oluşturma sürecine devam ettik sonra baktık güvenlik sorunları çoğaldı kendimizi kapalı cezaevi diye nitelendirdiğimiz kapısında 2 kilit dış kapısında canlı güvenlik ve birçok güvenlik kamerası olan yaşam alanlarında yaşar olduk küçüldük, çoğaldık ve dünyada oluşturduğumuz bok çukuruna kendi ayaklarımız ile arkadan biri itelemediği halde gidip kendimizi bırakıyoruz kendi sonunumuzu kendimiz yaratıyoruz. Burada ne makinayı bulanın ne de sermayeyi elinde bulunduranın suçu var burada biz suçluyuz onları beslediğimiz için.
Yazmayı çok isytiyorum ama zaman aynı gençler gibi konuştum. Zaman nedir ki hele hele benim gibi emekli için. Neyse konuya girelim bu günlerde TEDx konuşmalarına takılıyorum ve hayretler içindeyim bizim nesil son düşünen nesil olacakmış bizden sonrakiler bir elit grup tarafından yönetilecekler. Küresel ısınma ile dünya allak bullak oldu hakkımızda hayırlısı inşallah ilerde bunları okurken bu kötü senaryolar olmamış olur. Kaynağı tek noktadan almaya devam edersek ki bu google oraya ne yazılırsa zamanla oraya kayıyor ve etkisini giriyoruz şimdiden çoğu free kanal ya ücretli yada aşırı reklamlı bunlara daha hızlı ve sürekli kullanmak için bize biat edin diyecekler ve biz herşeyimizle onlara tabi olacağız belkide 3 boyutlu yazıcılar ile organ ile bizi tavlayacaklar inşalllah bunlar olmaz diliyorum.
Bugün 6 martr 2018 yaklaşık 3 aydır özel rehabilitasyon merkezinde eğitim alan bazı gençlere gönüllü ahşap eğitimleri yaptırıyordum onlardan bir tanesi Mustafa Semazen çalışmasını bitirip bir sezonu kapattık bana da bir şilt takdim ettiler çok duygulandım ve mutlu oldum.
Ülkenin gündemi hergün biraz daha yoğunlaşıyor bizlerde seyirci kalıp bekliyoruz. Talimat alınmış gibi Şeker fabrikalarına kafa takılmış illa satacağız o kadar bilimsel ve insani tepki varken illa satacağız diyen bir siyasi parti inşallah sonu iyi olur.

ilk sergi açılışı 23 -28 Nisan 2018 Ankara Barosu Atilla Sav sergi salonu inşallah hayırlısı olur Anadolu’nun Altın Elleri isimli karma sergi.
Bugün her günkü gibi gelenler oldu sokağımıza herkez geçmişteki yaptıklarını ballandıra ballandıra anlattı kendimi yalnız hissettim bana sordular kendini tanıt diye ” bir amatörüm 48 yıl biriktirdim şimdi onları ahşaba yansıtıyorum bu döneme kadar kötü huylar edindim onları yontmak için burdayım dedim” çok hoşlarına gitti. Sergi için bir eser yapmaya karar verdim ve başladım Vav’dan Elif’e yolculuk.
İnsan oğlu vav olarak ana rahmine düşer dünyaya gelince zamanla vav dan elife bir yolculuk başlar bazen sıfatlar kazanır bazen ince bazen kalın (harekeler esre, üstün,ötre) tam elif olduğu an öldüğü andır. yolun yarısına kadar hep elif olmak ister tam başaramaz sonrasında ise vav’lığı kabul eder ve öze döner ölüm anı tam elif olur ama kendi görmez.

Bana bugün sordular neden Ahşap Baba diye cevapladım Rahmetli babama ithafen dedim çünkü o bir demir torna ustası idi demirden sanat yapıyordu elinden her iş gelirdi ve ben büyüdüm onun yerini aldım bende bir ustayım. Ondan kalan uçağı ve benim yaptığım ahşap uçağı gösterdim onu her işimde rahmetle anıyorum onlara anlatmadım tamamını. Çocukluğum hep bisiklet sevdası ile geçti çünkü bisiklet babamın işe gidip gelirken yaz kış kullandığı bir binekti. Gözümü açtım onu gördüm yeşil bir Bisan her hafta sonu yağlanır bakım yapılırdı. İlkokul 2’den itibaren hep bisikletim olsun istedim babamın bisiklet çok büyük geliyordu. Mahallenin tüpçüsü Yaşar abi hep tüp satar hem de bisiklet kiralardı hafta sonları gün boyu yanında çalışırdım. Görevim kiralayan çocuklar zamanında getirmez ise sokak sokak arayıp bulup bisikleti geri getirmekti. Gün boyu çalışmanın karşılığı akşam yarım saat bisiklete binmekti. Babam her yıl okulu geç sana bisiklet alacağım dedi ama sözünü ekonomik sebeplerden dolayı tutamadı ve bir gün orta 1’e geçmiştim kendi bisikletini kesip küçülterek bana vermiş olduğu ve 3 yıldır tutamadığı sözü tutmak amacıyla bisikleti bozmaya başladı annem bir hışımla sesini yükselterek Rifat Ağ çocuğun aklıyla sen ne yapıyorsun bu bizim ekmek kapımız bırak biraz daha beklesin dedi (Hz İbrahim A.s. Hz İsmail’i Kurban etmesi gibi). Evet bisiklet evimizin bir geçim kaynağı idi çünkü babam onunla işe gidip gelir ve servis kullanmazdı bunun karşılığı iş yeri ona servis ücreti öderdi asgari ücretli ve o dönem kooperatif ödemesi olduğundan bisiklet ve servis geliri önemliydi babam gururundan böyle bir şey yapıyordu elbette sonuçlarını tahmin ediyordu ama evin ekonomi bakanı buna izin vermedi iyi kide vermemiş babam rahmetli bu olay üzerine yurtdışında gurbetçi rahmetli Ahmet Duran amcama bir mektup yazar bir bisiklet getirmesi için yaz sonu açık yeşil ince teker hemi de vitesli bir bisiklet gelir yanlış hatırlamıyorsam 100 lira gibi 10 lira olarak 10 taksitte ödendi o yaz çalıştım bir kısmını ben ödedim. Bisiklete ilk bindiğimde ön frene basmışım sadece bisiklet bir rodeo boğası gibi üzerinden attı beni çok bindim o bisiklete yakın zamana kadar duruyordu. Şu an benimde bisikletim var 5 yıldır aktif biniyorum Ankara’da.
Geçen gün çocukluğum geldi aklıma ne güzel ve zengin bir ailem varmış her hafta sonu 7 kişi bir bisiklet pikniğe giderdik çamlık diye adlandırdığımız yere menüde çok zengin olurdu çay, yeşil soğan yumurta en çok olanda SEVGİMİZ di o hiç bitmezdi yarım saati aşkın yürürdük bir ağaç gölgesi yeterdi hiç olumsuz bir şey olmazdı gülerek gider gülerek gelirdik. Şimdi araçlarımız var paralarımız var bırakın bir yere her hafta keyif için gitmeyi aynı evin içinde bile gülemiyoruz.
Diğer günlerde ise babam eve iş çıkışı geldiğinde toprak damımız vardı baharda çimlenir ve bizim hep küçük civcivlerimiz olurdu onları bırakırdık ve çay içerdik babam çok keyif alırdı onları büyütmekten Bazen de kediler gelip götürürdü hep beraber duygulanırdık hayat yokluğun içinde güzel geçiyordu şimdi ise varlığın içinde negatif geçiyor hayırlısı…

Vav’da Elif’e yol adlı yeni bir rölyef tablo yapıyorum. Vav gibi ana rahmine düşeriz dünyaya geliriz ve elif olmak adına kibrimizden dikleşmeye başlarız sonra yolun ortalarına geldiğimizde kendimiz ile yüzleşiriz. Dünyadaki uğraşların gelip geçici olduğunu idrak edip mütevazi bir yaşama yöneliriz ve vavlaşmaya geçeriz yani başa döneriz. tam Elif olduğumuz an ölüm anıdır çünkü kan çekilir kaslar gevşer dümdüz oluruz yani hayat boyu istediğimiz anı biz görmeyiz. Harekeler ise dünya nimetleridir mal mülk ünvan v.s. bunları kimi çok yükseklerde kimi çok diplerde yaşar mesala izin saatinde steteskopu cebinde taşıyan doktor yada iyi bir okulda profesör olan kişinin mesleğini öğretim görevlisiyim diyerek geçiştirmesi gibi. ağacın üzerindeki budaklar ise bizim sınavlarımız kimisi büyük kimisi küçük yalın geldik yalın gidiyoruz.

Geçen Cuma Vildan Üstün ve Mustafa Erdem’in konuşmacı olarak katıldıkları Kongreye davet edildim biraz benim özel çocuklara vermiş olduğum destekten dolayı onlardaki olumlu gelişmeler üzerine konuşmalar yapıldı çok mutlu oldum haber olduk
http://sonsoz.com.tr/gazi-universitesinden-engelliler-icin-ozel-kongre/

Amacımıza ulaştık eğitimi veren alan herkez mutlu olmuş ne mutlu bize.
Aynı gün yeni yapılan Melike Hatun Camisine Cuma ya gittim yapıldığına sevindiğim bir cami idi bölgeye gerekiyor mu evet gerekiyordu. Aşağı katına abdesthane kısmına merdivenlerden ineyim dedim yaklaşık 1 metre eninde 2 aşamalı dik merdiven iniş ve çıkış aynı yerden…
ayakkabılıkla çok yetersiz… caminin içi görünüşte mükemmel ama hep arapça ve çoğu imamın bile okuyamayacağı türden hat sanatı ile yazılmış ayetler çok şatafatlı yapı ve süslemeler çok sayıda görevli müezzin ve imam bir müslüman olarak üzüldüm ecdad cami yaparken aşırı göz alıcı ibadethane yapmamış hemde hazine dolu iken biz ise okullarımızda çocuklarımızın 40-50 kişilk sınıflarda eğitim alıyor ve tam gün eğitimleri çoğu okulda gerçekleşemez iken Diyanet her Cuma Cami için Kuran kursu için para topluyor çok kızıyorum nasıl bir din anlayışı anlamıyorum yuh diyorum.

18 Nisan Erken seçim kararı alındı 1 günde sevindim seçim oldu biz kazandık demediler en azından.

İlk sergim olacak 23-28 Nisan tarihlerinde Ankara Barosu Atilla Sav Sergi salonu Anadolu’nun Altın Elleri Karma sergi
Sergi açılışım 23 nisan da gerçekleşti. Amacına uygun 12 üstad ile bir sergi oldu kendi adıma çok mutlu oldum çok keyif aldım. Ankara da
ne kadar çok dost biriktirdiğimi gördüm gelemeyenler bile arayarak özür beyan ettiler sevindim. Sergide 6 gün boyunca son işim olan vav’dan elif’e bir yol isimli eserimi anlattım çok duygulu anlar yaşadık…

Sergi bitimi Altınköy Açık hava müzesine davet edildim. 4 gün boyunca canlı performans çalışması yaptım çocuk grupları geldi onlara insan olmak isimli eserimi anlattım çocuklar beni sevindirdi can kulağı ile dinlediler

Şimdiden başka zaman yok.